24 Mart 2012 Cumartesi

I Brain ODTÜ

Geçtiğimiz günlerde yine bir ODTÜ Tanıtım Fuarı'na tanıklık ettik. Genelde üniversitenin öğrencileri olarak fuarın başlayış ve bitiş tarihlerini tahmin etmek için dikkat ettiğimiz belli noktalar var efendim.
*Kampüs bir anda sandığımızdan daha kalabalık bir hal almışsa,
*Çarşıda oturacak ya da yemek yiyecek yer bulamıyorsak,
*Etrafa hayran hayran bakan gözler yakalıyorsak,
*Ellerinde ODTÜ broşürleri olan insanlara rastlıyorsak,
*Koluna sevgilisini takmış güneş gözlüklü bir çocuğun kendini dünyanın en cool insanı olarak düşünmesine tanıklık etmişsek,
*En az 30500 kez çarşının yerini tarif etmek zorunda kalmışsak,
*Kültür Kongre Merkezi'nin önünde alışılmadık bir şekilde dönemin en popüler parçaları çalınıyorsa,
*Park yeri sıkıntısının doruklarını yaşıyorsak,
*Okulun yaş ortalaması 17'ye düşmüşse anlıyoruz ki tanıtım günleri başlamış. 
Bu tanıtım günleri sırasında liseli arkadaşlarımıza küçük muzurluklar yapmadan edemiyorum. Geçen sene koskoca salona şemsiyeler ve korumalar eşliğinde girmiştim. Bu şekilde kürsüye doğru ilerledim ve konuşma yapmak için hazırlanıyormuş gibi davranmaya başladım. Önce inanmak istemediler, sonra ise fotoğraf çekmek için çıktıkları kürsüyü boşalttılar. Bu arada ışıkla ilgilenen amca da oyuna ortak oldu. Ben kürsüye çıkınca gülümseyerek ışığı benim olduğum yere yöneltti. Neyse efendim, hedefimiz olan öğrencilerin bir kısmı salonu terk etti, bir kısmı ise konuşmayı dinlemek üzere bulduğu en yakın koltuğa oturdu. Bir 15 dakika falan kendilerini oyaladıktan sonra olay yerinden sinsice uzaklaştık. Tabi bu arada bahsettiğim şemsiyeler öyle korumaların ünlüler için ya da devlet adamları için kullandığı büyük siyah şemsiyelerden falan da değildi. Gayet o gün yağmur yağacak diye yanımıza aldığımız renkli, fırfırlı kullandığımız şemsiyelerdi. Korumalardan kastım ise oyunculuk yeteneği olan birkaç arkadaşımdı hepsi bu. Sonuç olarak büyük bir çoğunluğunu inandırmaya yetmişti ve biz de kendi yarıçapımızda eğlenmiştik. Bu sene ise daha farklı bir şey yapmak istedim. Fotoğraftan da anlayacağınız üzere içinde ODTÜ defteri, broşürü, haritası ve puan tablosu bulunan paketlerden birini kaptım ve liselilerin arasına karıştım. Daha doğrusu ben karıştığımı sanmıştım ama esasında pek de başarılı olamamışım ki hala beni durdurup çarşının yerini soranlar oldu. Yine de, karşıdan karşıya geçerken yapılan önce sola sonra sağa sonra tekrar sola bakma olayı gibi, insanların da önce elimdeki pakete sonra bana sonra tekrar pakete bakmaları, bu sırada yüzlerinin aldığı o tanımsız ifade ve gözlerindeki anlamsız boşluk beni eğlendirmeye yetti. Tek keşkem çarşının yerini sormamak oldu. Kimseye tarif ettirmeden sanki her gün gidip geldiğim yolmuş gibi (ki aslında öyle) direkt çarşıya girmekle kendimi de ifşa etmiş oldum sanırım. Artık önümüzdeki fuarlara bakacağız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder